Sağlık Hukuku

TMK MADDE 18 HISIMLIK

TMK MADDE 18 HISIMLIK2) KAYIN HISIMLIĞI
Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.
TMK MADDE 18’IN GEREKÇESİ
Maddenin kenar başlığında kullanılan “Sıhrî hısımlık” yerine Ülkemizde halk arasında çok yaygın olan ve dilimize yerleşmiş bulunan “Kayın hısımlığı” terimi kullanılmıştır.Madde daha anlaşılır biçimde yeniden kaleme alınmış, ikinci fıkradaki “Evlenmenin zevaliyle, sıhrî hısımlık zail olmaz.” hükmü yerine amacı daha iyi ifade etmek üzere bu hısımlığı meydana getiren evliliğin sona ermesinin hısımlık ilişkisini ortadan kaldırmayacağı açıkça belirtilmiştir.
TMK MADDE 18 İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI
Yargıtay8. Hukuk Dairesi
Esas : 2017/11349Karar : 2018/371Karar Tarihi : 15.01.2018
MAHKEMESİ  : Sulh Hukuk MahkemesiDAVA TÜRÜ  :  Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davacıların babası …’nın TMK md 405 ve 406 gereği kısıtlanmasını ve davacılardan birinin vasi olarak atanmasını istemiş; kısıtlı adayı …, davanın reddini istemiş; mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacıların temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesince TMK madde 405 yönünden sağlık kurulundan rapor aldırılmadığı ve TMK md 406 değerlendirmesi yapılmadığı gerekçesiyle bozulmasından sonra, mahkemece davanın reddine dair verilen karar da davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.1-Davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının dosya muhtevası, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde görülmemiştir.2-Davacı vekilinin TMK 406 talebine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;Türk Medeni Kanunu’nun 406. maddesinde ”Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.” hükmü yer almaktadır.Mahkemece hükme esas alınan raporda kısıtlı adayında psikiyatrik açıdan vasi tayinini gerektirir hastalık saptanmadığı belirtilmiş olup mahkemece bozmaya uyulduğu halde sadece TMK’nın 405. maddesi bakımından değerlendirme yapılmıştır. Oysa dava dilekçesinde kısıtlı adayının mal varlığını kötü yönetmesi iddiası da mevcuttur. Mahkemece TMK’nın 406. maddesi uyarınca araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur. Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece kendiliğinden araştırma yapılabileceği de gözetilerek, tarafların gösterecekleri delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ :  Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK’nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 15.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Makalemizi Oylar Mısınız? post

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Gönder
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhabalar hukuki sorununuz hakkında nasıl yardımcı olabiliriz ?
Call Now Button