TALİMATLA PARA YATIRILDIĞININ HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK ŞEKİLDE TESPİTİ GEREKTİĞİ

TALİMATLA PARA YATIRILDIĞININ HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK ŞEKİLDE TESPİTİ GEREKTİĞİ

TALİMATLA PARA YATIRILDIĞININ HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK ŞEKİLDE TESPİTİ GEREKTİĞİGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi4. Ceza Dairesi
Esas : 2018/728Karar : 2018/1185Karar Tarihi : 30.04.2018
TERÖR ÖRGÜTÜNE BİLEREK VE İSTEYEREK YARDIM ETMEK SUÇU – SANIĞIN TERÖR ÖRGÜTÜ İLE ORGANİK BAĞ İÇERİSİNDE SÜREKLİLİK ÇEŞİTLİLİK VE YOĞUNLUK GÖSTEREN EYLEM VE FAALİYETLERİNİN OLDUĞUNA VEYA ÖRGÜTÜN ÇAĞRISI ÜZERİNE PARA YATIRDIĞINA DAİR CEZALANDIRILMASINA YETER DERECEDE DELİLİN BULUNMADIĞI – ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ – MAHKUMİYETE DAİR İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜNÜN KALDIRILARAK SANIĞIN ATILI SUÇTAN BERAATİ
ÖZET: Sanığın 28.06.2013 tarihinde Bireysel Emeklilik hesabını açtığı, aksi sabit olmayan savunmasından da anlaşıldığı gibi, birikimlerini bu hesapta değerlendirdiği, hesap hareketleri incelendiğinde, zaman zaman artış, zaman zaman azalmalar olduğu, bu azalma ve artışlarda, sanığın aksi sabit olmayan savunmasına göre ev ve araç alım-satımına bağlı olarak artış veya azalış gösterdiği, talimat üzerine artış veya azalma olduğu şeklinde bir hesap hareketinin olduğuna dair bir saptamanın yapılamadığı, hesabın açılma tarihinin talimatın verilme tarihi olan 2013 yılı Aralık ayı sonundan önceki bir tarihe denk gelmesi de dikkate alındığında, sanığın terör örgütü ile organik bağ içerisinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin olduğuna veya örgütün çağrısı üzerine para yatırdığına dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır evrensel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı ve sanık müdafiinin istinaf itirazları bu yönüyle yerinde ise de belirtilen bu hukuka aykırılık, olayın daha fazla araştırılmasını veya aydınlatılmasını gerektirmeyen ve düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olmakla mahkumiyete dair ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak, sanığın üzerine atılı “Örgüt İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla birlikte, Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme” suçunu işlediği sabit olmadığından atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etmek suçundan hakkında açılan kamu davasında, 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı TMK’nın 5/1, TCK’nın 62, 53/1-2-3, 58/9 maddeleri gereğince sanığın yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas, 2017/5155 karar sayılı kararı ile 2015/3 esas sayılı kararında ve dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ve ilkeler ışığında tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde;Sanığın 28.06.2013 tarihinde Bireysel Emeklilik hesabını açtığı, aksi sabit olmayan savunmasından da anlaşıldığı gibi, birikimlerini bu hesapta değerlendirdiği, hesap hareketleri incelendiğinde, zaman zaman artış, zaman zaman azalmalar olduğu, bu azalma ve artışlarda, sanığın aksi sabit olmayan savunmasına göre ev ve araç alım-satımına bağlı olarak artış veya azalış gösterdiği, talimat üzerine artış veya azalma olduğu şeklinde bir hesap hareketinin olduğuna dair bir saptamanın yapılamadığı, hesabın açılma tarihinin talimatın verilme tarihi olan 2013 yılı Aralık ayı sonundan önceki bir tarihe denk gelmesi de dikkate alındığında, sanığın terör örgütü ile organik bağ içerisinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin olduğuna veya örgütün çağrısı üzerine para yatırdığına dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır evrensel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı ve sanık müdafiinin istinaf itirazları bu yönüyle yerinde ise de;Belirtilen bu hukuka aykırılık, olayın daha fazla araştırılmasını veya aydınlatılmasını gerektirmeyen ve 5271 sayılı CMK’nın 303/1-a maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olmakla; Mahkumiyete dair ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak,1-Sanığın üzerine atılı “Örgüt İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla birlikte, Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme” suçunu işlediği sabit olmadığından atılı suçtan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,2-Göz altında ve/veya tutuklulukta kaldığı anlaşılan sanığa, CMK’nın 232/6 uyarınca 141 ve 142 maddeleri gereğince TAZMİNAT HAKLARININ BULUNDUĞUNUN ve anılan hükümler uyarınca, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğinin, istemin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağının ayrı ayrı İHTARINA,3-Sanık kendisini müdafii ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan ilk derece ağır ceza mahkemesi için 4360,00TL vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine,4-Yapılan yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına,Mahkemenin kararında düzeltilen bu husus dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakla, CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca istinafa konu karardaki hukuka aykırılığın bu şekilde DÜZELTEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 5271 sayılı CMK’nun 291. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek veya bulunulan Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla dairemize dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 30/04/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Gaziantep Ceza Hukuku Avukatı, Ceza Hukuku, Gaziantep Ceza Avukat, Gaziantep Avukat

Makalemizi Oylar Mısınız?

Bu gönderiyi paylaş

WhatsApp
Avukata Soru Sor
Merhaba, daha fazla bilgi için, konusunda uzman avukat uygun bir ücret karşılığında size yardımcı olup yol haritanızı çizecektir.