Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet

Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet

Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız RekabetYargıtay11. Hukuk Dairesi         
Esas : 2017/1696Karar : 2018/7169Karar Tarihi : 19.11.2018
“İçtihat Metni”MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ . HUKUK DAİRESİTÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen … 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 23/11/2016 tarih ve 2015/348 E. 2016-414 K. sayılı dosyasında verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair davada … Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi’nce verilen 15/02/2017 tarih ve 2017/113-2017/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili; müvekkili şirketin gıda sektöründe Türkiye’nin önde gelen işletmecilerinden biri olduğunu, 208525 sayılı “… ” ibareli tescilli markasının sahibi olduğunu, davacının ”… ” ibaresini ve çikolatalı şeklinin yer aldığı şekil unsurunu içerir ince uzun dikdörtgen biçiminde koyu metalik kırmızı renkli ürün ambalajını tescil ettirerek rüçhan hakkına sahip olduğunu, çikolatalı gofret ürününü ülkede ilk kez davacının ürettiğini ve yüksek reklam maliyetine katlanarak tanınmış marka haline getirdiğini, kırmızı rengin davacı markası için ayırt edici nitelik olduğunu, davalının da “… ” ve “… ” markalarını davacı markası ile ortalama tüketici nezdinde benzerlik yaratacak şekilde kullandığını, hem marka ibarelerinin tescil olarak hem de davalı markası ambalajının görsel ve bütünsel olarak davacı markasına benzediğini, davalının davacıya ait şöhretten haksız bir şekilde menfaat sağlamak amacıyla müvekkili markaları ile neredeyse aynı denebilecek kadar benzer bulunan bir ürün ambalajı ile “… ” ürününü piyasaya sürerek müvekkilinin marka tescilinden doğan hakkını ihlal ettiğini, davalının “… / …” ibareleriyle piyasaya sürdüğü ürünlerin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, aldatıcı ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmayan bu tür eylemlerin ve aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve 55. maddelerine göre haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkil markasıyla iltibas oluşturduğunu ileri sürerek davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, söz konusu tecavüzün tedbiren durdurulmasını, devam etmekte olan tecavüze kalıcı olarak son verilmesini, tekrarının önlenmesini ve tecavüz teşkil eden ürünlerin üretim sürecinden, dağıtım kanallarından, bakkal, market raflarından çekilmek suretiyle ticaret mevkiinden çıkarılarak tecavüzün giderilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; müvekkili …nin dünyaca tanınmış … Grup Şirketlerine ait olduğunu, yiyecek ve içecek sektöründe dünyada ve Türkiye’de lider olan …’nin davacının ürünlerinin şöhretinden menfaat elde etme amacında olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin kullanımlarının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil etmediğini, markaya yahut kullanıma ayniyet yaratan veya benzer bir kullanım ve bu kullanıma bağlı tüketicide yanılma olmadığını, müvekkiline ait ürünlerin davacının markaları ve ürün ambalajları ile aynı veya benzer olmadığını, davacı tarafın benzerlik olarak nitelendirdiği unsurların tamamının ya ürünün doğasından kaynaklanan yahut sektörde yaygın kullanımı olan unsurlar olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; ”… ” ibaresinin davacı markası için ürün adı olduğu ve ayırt edici nitelikte olmaması nedeniyle koruma sağlamayacağı, kırmızı rengin çikolata ürünlerinde kullanılması nedeniyle bir taraf lehine tekel niteliğinde hak tesis edilemeyeceği, davacı markasının parlak renk tonu ve sarı zeminin bulunduğu, davalı markalarında mat renk tonu ve süt veya çikolata zemini bulunduğu, markaların kelime ve şekil unsurlarının bütünsel yerleşimi ve genel kompozisyonu arasında benzerlik bulunmadığı, bu nedenle davalının “… ” ve “… ” kullanımlarının davacının 208525 sayılı “… ” tescilli markası ile benzerlik oluşturmadığı ve 556 sayılı KHK’nın 9/1 (b) ve 61 (a) maddeleri uyarınca davacının markasından doğan haklarına tecavüz teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.… Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi’nce dosya üzerinden yapılan incelemede, tüm dosya kapsamına göre; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde yasaya ve usule aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.… Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine aşağıda yazılı bakiye 4,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19/11/2018 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Call Now Button
Mesajı Gönder
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhaba.
Hoş geldiniz. Hukuki anlamdaki tüm soru ve sorunlarınız için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.