Miras Hukuku

Miras Hukuku
Ölüm üzerine kişiliğin sona ermesi ve kişi olmanın getirdiği haklardan yararlanma imkanı kalmaması sebebiyle ölen kişinin özel hukuktan doğan hak ve borç ilişkilerinin kime nasıl geçeceğini düzenleyen özel hukuk alanına miras hukuku denir. Miras hukuku, temelde medeni hukukun bir alt dalı olarak incelenmektedir. Devlet hariç olmak üzere tüm tüzel kişiler atanmış mirasçı olabilir.

Hukukumuzda miras hakkı Anayasa’da düzenlenmiş ve güvence altına alınmıştır. Buna göre Anayasa’mızın mülkiyet hakkı başlıklı maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” İfadeleri yer almaktadır.

Ölen bir kimseden kalan her şey tereke adını almaktadır. Doğrudan doğruya kişiye bağlı olan haklar terekede yer almaz. Manevi tazminatı kişi ölmeden önce ileri sürmediyse bunu talep etme hakkı mirasçılara geçmez, ancak kişi bunları ileri sürdükten sonra ölürse mirasçılarına geçecektir. Evliliğin butlanı davası, kişilik hakları, velayet ve babalık davası da terekede yer alabilecek haklardandır.

Ölüme bağlı tasarruflar maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar ve şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar, miras bırakanın yerine getirilmesini istediği istekleridir. Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar ise miras bırakanın son isteklerinin belirli şekil kurallarına uyarak açıklamasıdır.

Bir kimseye ait malvarlığının parçalanmaksızın, tümüyle, alacak ve borçlarıyla birlikte ve tek bir hukuki işlemle başka bir kimseye geçmesine külli halefiyet denir. Miras bırakanın mirasçıları külli halef durumundadırlar. Külli halefler ölüm ile birlikte kendiliğinden terekeye sahip olurlar. Vasiyet alacaklıları ise cüz’i haleftirler ve kendiliğinden terekeye sahip olamazlar. Cüz’i halef yalnızca, külli halef olan mirasçıdan kendisine bırakılmış olan haklar için talep hakkı elde eder. Külli halefler miras bırakanın borçlarından da sorumlu iken cüz’i halefler miras bırakanın borçlarından sorumlu değillerdir. Bir başka deyişle vasiyet alacaklısı kanunen mirasçı değildir.

Yasal mirasçılar kan bağı yoluna dayanan mirasçılar, evlatlıklar ve devlet olabilmektedir. Devlet hiçbir mirasçısı olmayan kişilerin yasal mirasçı olur. Bizim hukuk sistemimizde zümre sistemi kabul edilmiştir. Buna göre:

1. Zümre
Miras bırakanın altsoyudur ve bunlar eşit derecede mirasçıdırlar. Miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini kendi altsoyları alır.
2. Zümre
Miras bırakanın ana-babası ve onların altsoyudur. Ana ve baba eşit olarak mirasçıdır. Eğer ana-baba ölmüşse mirasçılar miras bırakanın kardeşleri ve kardeşlerinin altsoyu olmaktadır.

3. Zümre
Miras bırakanın büyük anne ve babasıdır. Miras bırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babanın yerini kendi altsoyları alır. Sağ kalan eş varsa amca, dayı, hala ve teyzenin altsoyuna mirastan pay verilmez.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Gönder
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhabalar hukuki sorununuz hakkında nasıl yardımcı olabiliriz ?