Aile Hukuku

Karşılıklı Boşanma

[vc_row][vc_column][vc_single_image image=”8148″ img_size=”full” alignment=”center” style=”vc_box_shadow_3d”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

Karşılıklı Boşanma

Eşlerin, boşanmanın hukuki ve mali sonuçlarında anlaşmaya vararak, beyanlarını mahkeme huzurunda bizzat bildirmeleri durumunda gerçekleşen boşanma, anlaşmalı boşanma (Karşılıklı boşanma) olarak isimlendirilmektedir.

Anlaşmalı boşanmada (Karşılıklı boşanmada) eşlerden hangisinin kusur olduğu konusunda, hiçbir değerlendirme yapılmamaktadır. Anlaşmalı boşanmada (Karşılıklı boşanmada), evliliğin devam edemeyeceği farazi olarak kabul edilir ve tarafların boşanmaya neden olan olayları ispatlaması gerekmez. Bu sebeple anlaşmalı boşanma davaları, tek celsede sonuçlanmaktadır.

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay2. Hukuk Dairesi 

Esas : 2018/6571 Karar : 2018/15260 Karar Tarihi : 25.12.2018
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma


Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Anayasanın 141/3. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 197. maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının 3. bendine göre; mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur.

Kararda tarafların dilekçeleri, tanık beyanları, deliller ile Dairemizin 2015/14684 Esas 2016/5402 Karar 21/03/2016 tarihli ilamı yazılmış ve “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Evlilik Birliğinin Sarsılması” başlıklı 166/1-2. maddesinde; “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir…” şeklindeki maddesi gereğince

boşanma kararı verilebilmesi için az da olsa davalıdan kaynaklanan nedenlerle evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olduğunun davacı tarafça kanıtlanmasının zorunlu olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde belirtildiği, her iki tarafın davasını ispatlar delilleri dosyaya sunması gerektiği anlaşıldığından

davacı-karşı davalı tarafın boşanma isteği yönündeki beyanları ve bozma ilamından önce yapılan yargılamada dinlenen tanıkların beyanlarının yargılamada değerlendirilmesi yönündeki talepleri ile bozmadan sonra davalı-karşı davacının dosya içerisine sunmuş olduğu deliller ve dinlettiği tanık değerlendirilmiş, ilk boşanma kararından itibaren tarafların tekrardan bir araya gelmedikleri, aile yaşantısı içerisine girmedikleri anlaşılmıştır. Davacı-karşı davalı tarafın dava dilekçesinde isnad ettiği iddiaları davalı-karşı davacının da huzurda bulunduğu esnada dinletmiş olduğu tanık ifadelerinde ispat ettiği açıktır. Davalı-karşı davacının bozmadan sonra dinletmiş olduğu tanık ise davalı-karşı davacının evliliğin bu noktaya gelmesinde kusursuz olduğunu ispata elverişli beyan verememiştir. Zira tarafların ev içlerini bilen bizzat geçimsizliklere şahit olan bir tanık değildir. Tüm bu bilgi ve belgeler neticesinde; taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte geçimsizliğin bulunduğu, evliliğin devamında taraflar ve ortak çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığı, boşanma koşullarının gerçekleştiği anlaşılmakla, boşanmaya sebep olan tarafın davalı-karşı davacı olduğunun tespiti ile tarafların boşanmalarına,” şeklinde soyut ve yetersiz gerekçe ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Kararda denetime olanak verecek şekilde deliller tartışılarak ret ve üstün tutma sebepleri gösterilmemiş, vakıalarla ilgili herhangi bir tespitte bulunulmadığı gibi, hangi olayların sabit olduğu yani davacı tarafın hangi iddialarının ispatlanmış olduğu ve tarafların kusur durumları ve oranları kararda belirtilmemiştir. Açıklanan sebeplerle gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.


SONUÇ :

Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Makalemizi Oylar Mısınız? post

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Gönder
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhabalar hukuki sorununuz hakkında nasıl yardımcı olabiliriz ?
Call Now Button