İş Kazası ve Tazminat Davası

İş Kazası ve Tazminat Davası

İş Kazası ve Tazminat DavasıT.C.YARGITAY21. HUKUK DAİRESİ
Esas : 2017/1682Karar : 2017/5947Tarih : 11.07.2017

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- ) Dava, 07.12.2010 tarihli iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibi çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı çocuk … lehine 5.000,00 TL maddi, 18.000 TL manevi tazminatın, davacı çocuk … lehine 18.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacı çocuk …’nin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, maddi zararın belirlenmesi sırasında, Kurumca bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının maddi tazminat alacağından tenzil edilerek madddi tazminat alacağının belirlendiği görülmektedir.
Davanın bu yönüyle yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununu oluşturmaktadır. Kanunun , ” Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen … ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Adalet Komisyonu’nun gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme ( indirim ) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi sebeplerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna ( müterafik kusura ) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.”
Öte yandan, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka dair kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine dair olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 Sayılı Kanun’un 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, iş kazası sebebiyle davacılara Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde gelirin tüm peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının tazminat alacağından indirilmek suretiyle tazminat alcasğından fazla indirim yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- ) Mahkemece verilen 08.10.2013 tarihli ilk kararda davacı çocukların her biri lehine takdir edilen 10.000 TL manevi tazminatın, Dairemizin 12.10.2015 tarih, 2015/9057 Esas, 2015/18205 Karar sayılı bozma ilamında işaret olunduğu şekilde ücretin tespiti ile beraber; manevi tazminatların az olduğu belirtilerek bozulduğu mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davacı çocukların her biri lehine 18.000 TL manevi tazminata takdir edildiği anlaşılmıştır.
Gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 47 .maddesi gerek olay tarihinden sonra yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu açıklamalar sonrasında davaya konu olay tarihi, tarafların sosyal ekonomik halleri ve kusur durumu göz önüne alındığında davacı çocukların her biri yararına kararlaştırılan 18.000,00 TL manevi tazminatın ayrı ayrı az olduğu açıktır.
Mahkemece yapılacak iş, maddi tazminat hesabından ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmını tenzil etmek ve davacıların her biri lehine takdir edilen manevi tazminatın ayrı ayrı az olduğu dikkate alınarak adalete uygun manevi tazminat takdir etmekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davacılara iadesine, 11.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Makalemizi Oylar Mısınız?

Bu gönderiyi paylaş


WhatsApp
Avukata Soru Sor
Merhaba, daha fazla bilgi için, konusunda uzman avukat uygun bir ücret karşılığında size yardımcı olup yol haritanızı çizecektir.