İŞ KAZASI SONUCU İŞ GÖREMEZLİK NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ

İŞ KAZASI SONUCU İŞ GÖREMEZLİK NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ

İŞ KAZASI SONUCU İŞ GÖREMEZLİK NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİÖzet : Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yargıtay21. Hukuk Dairesi
Esas : 2018/2365Karar : 2019/1969Karar Tarihi : 14.03.2019
Davacı İstemi : Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkilinin davalı … San. Ve Tic. A.Ş.’ye ait …’deki iş yerinde 24/05/2007 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasında sakatlandığı ve meslekte kazanma gücünü yitirerek malul kaldığı, iş yerine gerekli önlemler alınmamış olduğundan davalı iş verinin % 100 kusurlu olduğu kanaatinde oldukları, davacı müvekkilin iş kazasından kaynaklı meslekten kazanma gücünü kayıp oranı ve efor kaybı için maddi çektiği ve yaşamı boyunca çekmeye devam edeceği elem ve ızdıraba dayalı olarak da manevi tazminat talebinde bulundukları, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları ve sair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00-TL maddi tazminat ve 300,000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 310.000,00-TL tazminatın kaza tarihi olan 24/05/2007 tarihinden itibaren yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabı : Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacı tarafın iş kazasında tamamen müvekkili şirketin sorumlu tutmasının yerinde olmadığı, davacının davalıya ait …’de bulunan un fabrikasının “eski değirmen” bölümünde çalışırken 24/05/2007 yılında iş kazası geçirdiği, kazanın vitamin makinesinde meydana geldiği, makine başında çalışırken işçinin yapması gereken bir takım işleri makineyi durdurup yapması gerektiği, davacının çalışan makineye elini sokmasının yerinde olmadığı, davacının dalgınlığından dolayı kazanın olduğu, daha önceki 44 yılda davalı iş yerinde hiç bu hususta bir kaza meydana gelmediği, davacının kazadan 4 yıl önce fabrikada işe başladığı, yaptığı işin rutin ve basit bir iş olduğu, bu iş için gerekli bilgi ve beceriye sahip olduğu, kaza sonrasında da müvekkil şirketin davacı ile ilgilendiği, kendisini … El ve Mikrocerrahi Hastanesi’ne götürdükleri, 2007 yılı itibariyle bu tedaviden dolayı Sgk tarafından kendilerine 39.000,00-TL ödeme yapıldığı, müvekkil şirketin davacıya paketleme bölümüne vererek kazadan sonra da desteğinin sürdüğü, davacının manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi :
“…1)- Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 
2)- Talep edilen Maddi Tazminat talebinin KABULÜ ile,
– 128.026,21 TL. Maddi Tazminata kaza tarihi olan 24/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 
3)- Davacının 24/05/2007 tarihinde meydan gelen iş kazası nedeniyle talep ettiği Manevi Tazminatın ise KISMEN KABULÜ ile;
– iş kazasının meydana gelmesindeki kusur durumu, tarafların sosyo ekonomik durumları, kaza sonucu meydana gelen netice, olayın ağırlığı göz önüne alınarak, 15.000,00 TL Manevi Tazminata kaza tarihi olan 24/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya İlişkin Talebin REDDİNE,..”
“…Tüm dosya kapsamı olan dava dilekçesi, cevap dilekçesi, müzekkere yanıtları, ifadesine başvurulan ve yeterli görülen tanık beyanları, bilirkişisi raporları, dosyaya sunulan deliller, bir bütün halinde değerlendirildiğinde; 24/05/2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yapılan SGK tahkikatı sonucu 20/09/2010 düzenlenen tarihli raporunda olayın bir iş kazası olduğu sabit olmuştur. Yine Mahkememizce somut olayda tarafların kusur oran ve derecelerinin tespiti için iş güvenliği konusunda uzman 3’lü heyet oluşturularak alınan 23/11/2015 düzenleme tarihli raporda davacı kazalı …’ın %30 davalı işveren … San. Ve Tic. A.Ş. nin ise %70 kusurlu olduğu alınan raporla anlaşılmıştır. Davacının geçirmiş olduğu bu iş kazası sonucu %38 nisbetinde malul kaldığı ise yine SGK tahkikatından anlaşılmıştır.Dosyaya kazandırılan 06/04/2016 havale tarihli hesap bilirkişi raporu Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunmuş ve hükme esas alınmıştır. Davacının 25/05/2007 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda meslekte kazanma gücünü %38 oranında yitiren davacının % 30 davalı iş verenin ise %70 oranında iş bu kazanın meydana gelmesinde kusurları olduğu anlaşılmakla, Talep edilen Maddi Tazminat talebinin KABULÜ ve 128.026,21 TL. Maddi Tazminata kaza tarihi olan 24/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Yine davacının 24/05/2007 tarihinde meydan gelen iş kazası nedeniyle talep ettiği Manevi Tazminatın ise KISMEN KABULÜNE karar verilerek iş kazasının meydana gelmesindeki kusur durumu, tarafların sosyo-ekonomik durumları, kaza sonucu meydana gelen netice, olayın ağırlığı göz önüne alınarak, 15.000,00 TL Manevi Tazminata kaza tarihi olan 24/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya İlişkin Talebin REDDİNE karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…”
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi :
“…1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, manevi tazminat miktarı yönünden KABULÜNE, diğer tüm istinaf itirazlarının REDDİNE,
2-)Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle; … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 18/04/2017 tarih, 2015/131 Esas, 2017/109 Karar sayılı kararının yukarıdaki açıklandığı şekilde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA;
3-)Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 
4-)Talep edilen Maddi Tazminat talebinin KABULÜ ile,– 128.026,21 TL. Maddi Tazminata kaza tarihi olan 24/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 
5-)Davacının 24/05/2007 tarihinde meydan gelen iş kazası nedeniyle talep ettiği Manevi Tazminatın ise KISMEN KABULÜ ile;
-iş kazasının meydana gelmesindeki kusur durumu, tarafların sosyo ekonomik durumları, kaza sonucu meydana gelen netice, olayın ağırlığı göz önüne alınarak, 20.000,00 TL Manevi Tazminata kaza tarihi olan 24/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya İlişkin Talebin REDDİNE,… ”
“…Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Somut olayda 24/05/2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu davacının %38 oranında malul kaldığı, maddi tazminatın hesaplanmasında, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, PMF yaşam tablosuna göre bakiye ömrü, işgörebilirlik çağı, işgörmezlik ve karşılık kusur oranları, sosyal sigortalar tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin belirlenmesi gerekmekte olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıların maddi tazminat talebi konusunda bu yönlerden yapılan belirleme ve hesaplamada bir isabetsizlik görülmemiş olup, davacı vekilinin istinaf kapsam ve nedenleri dikkate alındığında, yerel mahkemenin maddi tazminatının kabulüne ilişkin kararında isabetsizlik görülmemiştir.
Manevi tazminatın miktarına gelince; 6098 Sayılı TBK’nun 56.maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği 22/06/1966 tarih ve 1966/7-7 E-K sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminat tutarını etkileyecek özel hal ve şartlarda açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Yine TBK’nun 56.maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar ile hak sahiplerine verilmesine karar verebileceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı bir kötülük de değildir. Aksine zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Manevi tazminat beden gücü kaybı nedeniyle bozulan ruh huzurunun duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nispetinde iadesini amaçladığından hakim TMK’nun 4.maddesi gereğince hak ve nefasete göre takdir hakkını kullanarak manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliklerini, ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranı ve beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Somut olayın incelenmesinde; meydana gelen kaza neticesinde davacının %38 oranında maluliyete uğradığı anlaşıldığından olay nedeni ile davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesiyle tarafların kusur durumları da nazara alınarak hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminatın az olduğu değerlendirildiğinden, davacının istinaf itirazının bu yönden kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan gerekçelerle, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmedilen manevi tazminat miktarının attırılarak 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline dair hükmün HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılarak düzeltilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır…”
Davacı Temyiz Nedenleri : Bilirkişi raporunda çelişkiler bulunduğu, Maddi tazminatın eksik olarak yanlış hesaplandığı, Manevi tazminatın çok düşük olduğu, müvekkilinin kolunu kaybetmesinin karşılığının bu olmaması gerektiği, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerektiğini belirtmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe : Dosyadaki temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Dava, 24/05/2007 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, 15000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine hükmedildiği; istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 20000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24/05/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacının 24/05/2007 tarihinde iş kazası geçirdiği ve maluliyet oranının % 38 olarak belirlendiği, ayrıca davacının iş kazasının gerçekleşmesinde % 30 oranında birleşen kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir.Gerek mülga BK’nun 47. ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde Hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu açıklamalar doğrultusunda davacı lehine takdir edilen 20000 TL manevi tazminatın az olduğu açıktır.Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 
SONUÇ : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.03.2019 gününde karar verildi.

Makalemizi Oylar Mısınız?

Bu gönderiyi paylaş

WhatsApp
Avukata Soru Sor
Merhaba, daha fazla bilgi için, konusunda uzman avukat uygun bir ücret karşılığında size yardımcı olup yol haritanızı çizecektir.