İdare Hukuku

Hizmet Kusuru

[vc_row][vc_column][vc_column_text]

Hizmet Kusuru

İstemin Özeti : 

Davacılar murisi Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nde yaptığı doğum sonrasında yoğun kanama geçirerek hayatını kaybetmesinde hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılan dava sonucunda; Şanlıurfa İdare Mahkemesi‘nce, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 27.10.2010 tarih ve 3559 karar sayılı raporunda özetle;
“1.8.2008 tarihinde normal vajinal yolla doğum yaptığı, doğum sonrası kanama sebebiyle histerektomi uygulandığı ve sevk sırasında yolda öldüğü bildirilen F. C. hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerdeki veriler değerlendirildiğinde; 1- Zamanında otopsi yapılarak iç organ değişimleri araştırılmamış olmakla birlikte, doğum sonrası kişide kanama olması üzerine uterusunun alındığı ve kan ürünleri ve sıvı replasmanı ile kişinin şuuru açık şekilde sevk edildiği ve sevk sırasında öldüğü dikkate alındığında kişinin mevcut bulgularla ölüm nedeninin belirlenemediği, kanama sebebiyle öldüğünün tıbbi kanıtları bulunmadığı, 2-Kişinin doğumunun saat 09.30 da gerçekleştirildiği, kanaması olması üzerine saat 09.50 de ameliyathaneye alınarak total histerektomi uygulandığı, sıvı ve kan replasmanı yapıldığı, kanamaya etkin müdahale yapılarak Hb 8.6, sP02 %97, Tansiyon arteriel 100/70 mmHg, Nabız 120/dk, şuur açık, koopere, solunumu spontan ve yeterli olacak şekilde Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiği dikkate alındığında bu süreçte yapılan müdahalelerin tıp kurallarına uygun olduğu, sevkinin 112 Acil ambulansı ile doktor eşliğinde gerçekleştirilmiş olduğu, sevk öncesi Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi telefon ile aranarak bilgi verildiği, sevk sırasında sıvı replasmanının devam ettirildiği, kişinin solunumun ve kalp atımının bozulması üzerine resusitasyon işlemi ve destek tedavisinin uygulandığı dikkate alındığında, sevk sırasında yapılan uygulamaların da tıp kurallarına uygun olduğu ” görüş ve kanaatine yer verildiği, anılan rapor uyarınca davacılar murisi F. C.’nin ölümü sebebiyle davalı idareye yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın, hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti :

Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hâkimi : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi‘nce tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “kararın bozulması” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasında; temyiz incelemesi sonucu Danıştayın; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı kuralına yer verilmiştir.

Dosyadaki belgeler ile temyiz dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine, Şanlıurfa İdare Mahkemesi’nin 21.4.2011 tarih ve E:2009/72; K:2011/587 Sayılı kararının ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 Sayılı Kanun’un 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karardüzeltme yolu açık olmak üzere 30.5.2016 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
AZINLIK OYU

Dava, davacılar tarafından, murisleri F. C.’nin ölümünde hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 130.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi zararlarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi’ne göre; herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. ” Yine Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında ise, “idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu” hükme bağlanmaktadır.
Ayrıca, “Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklarındandır. Yaşam ve vücut bütünlüğü üzerindeki temel hak, devletlere pozitif mükellefiyet, yükleyen haklardan olduğu”, Yüksek Mahkeme kararında yer almıştır. (Anayasa Mahkemesi’nin 30.12.2010 tarih E:2007/78, K:2010/120, kararı)

“Devlet” ve devletin müstakil organları ile “fertler” arası ihtilaf mukayeselerinde; “idare” güç ve otoritenin sembolü ancak hukuki kaidelerle mukayyet kamu tüzel kişiliği olarak varlığını devam ettirdiği halde, karşısında yer alan “fertler” ise idareye göre çok daha güçsüz ve zayıf ancak idare tarafından hayatı istikametlendirilen ve yönetilen muhataplar olarak var olurlar.

Dosyanın incelenmesinden, dördüncü gebeliği olan davacılar murisi Fatma Cin’in, 1.8.2008 tarihinde Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nde normal vajinal yolla doğum yaptığı, doğum sonrası kanama sebebiyle histerektomi uygulandığı, ileri takip ve tedavi için hastanın sevkine karar verildiği, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yer olmaması nedeni ile hastanın doktor eşliğinde ambulans ile Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildiği, sevk sırasında hastanın solunumunun ve kalp atımının bozulması üzerine resüsitasyon işlemi ve destek tedavisinin uygulandığı ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı anlaşılmaktadır.


Ölüm olayında doğumu yaptıran ve hastanın durumu kritik olmasına rağmen takriben 3 saat mesafede ve başka bir ilde bulunan bir hastaneye sevk eden personel ve hastanenin sorumlu olduğu aşikardır…
Doğumla ilgili ortaya çıkabilecek komplikasyonlarda, idarenin sağlık hizmeti gereği, tüm ihtiyaçları illerde izale etme hali, her türlü izahtan varestedir. “Benim kendi şehrimdeki hastaneler yeterli gelmedi.” “Belki başka ilde çözüm bulunabilir.” anlayışı Sosyal Devlet ilkesine uygun bir yaklaşım da değildir.
Sağlık sorunları devletin temel vazifelerinden olup, çağdaş dünyada tedavi mümkün olduğu halde sırf mekan ve yetişmiş doktor eksikliği nedeni ile insanların tedaviye imkan bulamamaları, bu konuda devletin vatandaşlarına sistemik bir çözüm sunamaması, bu durumu önleme adına gerekli organizasyonun sağlanmaması, alternatif çözüm yolları aranmaması, ertelenemez mahiyette olan sağlık hizmetinin kuruluşunda ve işleyişindeki eksiklik ve aksaklıklar sebebiyle hizmetin gereği gibi yürütülmemesi hizmet kusurunu oluşturmaktadır.
Bu bağlamda, Şanlıurfa İlinde davacılar murisinin takip ve tedavisinin yapılamaması nedeniyle, ileri takip ve tedavi görmesi gereken hastanın Diyarbakır İlindeki üniversite hastanesine sevk edilmesi ve hastanın sevk sırasında yolda vefat etmesi nedeni ile idari hizmetin bu yönüyle hatalı işlediği ve kamu hizmetinin gereği gibi eksiksiz olarak sunulmadığı görülmektedir.


Bu nedenle, Mahkemece davacıların tazminat isteminin değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, tazminat isteminin reddine yönelik, alınan çoğunluk kararına iştirak etmiyoruz.
Esas : 2013/4485, Karar : 2016/3892, Karar Tarihi : 30.5.2016

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Makalemizi Oylar Mısınız? post

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Gönder
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhabalar hukuki sorununuz hakkında nasıl yardımcı olabiliriz ?
Call Now Button