Ceza Hukuku

Fuhuş ihbarı ile otelde arama yapılması hukuka ayķırılık

Konu hakkında Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/5167 E. 2019/10275 K. Sayılı kararı incelendiğinde

İçtihat Metni”

KARAR

Fuhuş suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda, atılı suçtan mahkumiyetine dair, Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen 15/04/2014 gün ve 2013/486 (E) ve 2014/249 (K) sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 19/02/2019 gün ve 2017/1032 esas, 2019/3304 karar sayılı ilamıyla; “Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığa yükletilen fuhuş eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından, sanık … müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA” oy çokluğuyla karar verilmiştir.

I- İTİRAZ NEDENLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/04/2019 gün ve 2014/254591 sayılı yazısı ile; “12/01/2011 günü saat 23.07’de 155 Polis İmdat hattına gelen bir ihbarda, … Otel isimli iş yerinde Türk ve yabancı uyruklu kadınların fuhuş yaptığının ihbar edilmesi üzerine saat 23.15 civarında belirtilen işyerine giden kolluk görevlilerinin 13/01/2011 günü saat 01.00’da düzenlemiş tutanak içeriğine Kimlik Bildirme Kanunu ve Polis Vazife ve Selahiyet Kanunun tutanakta belirtilmeyen hükümlerine göre iş yerinde kontrol yaptıkları, bu bağlamda otel odalarının kapılarını çalınması suretiyle açtırdıkları ve içeride bulunanları kontrol ettikleri, dosya mağdurlarının odalarda erkeklerle birlikte bulundukları, erkek şahısların fuhuş yaptıklarını samimi bir şekilde kabul ettikleri, bunun üzerine mağdur, tanık ve sanığın işlem yapılmak üzerre emniyet binasına götürüldükleri, bu işlemlere dayanılarak sanık hakkında mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu incelenen dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. …

Otelde fuhuş yapıldığı ihbarını alan kolluğun, durumu Cumhuriyet Savcısına bildirmeden harekete geçtiği, keza otel odalarında arama yapmaya izin veren bir mahkeme kararı ya da Cumhuriyet Savcısı izninin dosyada bulunmadığı da dosya kapsamı ile sabittir.

İhbarın kollukça alınması ile işin adli bir nitelik kazandığı gözetildiğinde, ihbarı alan kolluk görevlilerinin durumdan Cumhuriyet Savcısını haberdar etmeleri gerektiği halde bu yönde bir işlem yapmadan ve dolayısı ile CMK’nın 160. maddesi gereğince Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan bir görevlendirme olmadan soruşturmaya başladıkları, CMK’nın 119. maddesinde konutta, iş yerinde ve diğer kapalı alanlarda arama yapılabilmesinin hakim kararı ile ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının yazılı emri ile mümkün olduğu düzenlenmiş, aynı Kanunun 118. maddesinin de geceleyin yapılacak bu tür aramaları suç üstü, gecikmesinde sakınca bulunan haller ile firar eden yakalanmış veya gözaltına alınmış kişilerle tutuklu ya da hükümlülerin yakalanması halleri ile sınırlı tutmuş olmasına rağmen, olay tarihinde saat 23.15 ila 01.00 arasında yapılan bu aramanın usul ve yasaya yasaya uygun olmadığı, bu arama ile elde edilen delillerin de hukuka uygun kabul edilip bunlara dayanılarak hüküm verilemeyeceği, Kanaatine varılmış olmakla, onama kararına itiraz etmek gerekmiştir.

II- SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; İtirazın KABULÜ ile, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 19/02/2019 gün ve 2017/1032 Esas, 2019/3304 Karar sayılı kararının KALDIRILMASI, Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2014 gün ve 2013/486 Esas, 2014/249 Karar sayılı kararının BOZULMASI, İtiraz kabul edilmez ise, itiraz hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna TEVDİİ, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- İTİRAZIN KAPSAMI İtiraz, fuhuş suçundan, sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına ilişkin, Dairemizin 19/02/2019 gün ve 2017/1032 esas, 2019/3304 karar sayılı ilamına ilişkindir.

III- KARAR

Kolluk tarafından fuhuş yapıldığının ihbarı üzerine suça konu eylemin gerçekleştiği otele gidilerek müşteri kayıt listelerinin kontrol edildiği, odalarda kayıtlı olan isimlerin otelde bulunup bulunmadıklarının tespiti için oda kapılarının çalındığı, tanıklar ile mağdurların odalarda yarı çıplak vaziyette bulunduklarının tespiti sonucu şifahi beyanlarının alınmasının akabinde nöbetçi Cumhuriyet Savcısının haberdar edildiği ve sözlü talimatların alındığı, bir gün sonra da sözlü talimatların yazılı hale getirildiği anlaşılan dosya kapsamında; 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’nun ilgili maddelerine göre polis memurlarının, kendilerine ibraz edilen müşteri kayıt listesindeki isimlerden şüphelenmeleri üzerine odaların kapılarını çalmak suretiyle kontrol yapma yetkilerinin bulunduğu, bu işlemin Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen iş yerinde arama kapsamında değerlendirilemeyeği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/03/2018 tarih 2017/18-207 Esas ve 2018/96 Karar sayılı kararında yer alan “CMK’nın 161/3. maddesinde yer alan “Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir” hükmünün, esasen kolluğun muhakeme süjesi olan Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda hareket etmesini ve kolluk tarafından yapılan bütün işlemlerin yargısal denetime açık olmasını sağlayan, bu suretle keyfiliği önleyerek kişilerin adil yargılanma hakkını güvence altına alan bir düzenleme olduğu nazara alındığında;

acele hâl sebebiyle sözlü olarak verdiği emirleri yazılı olarak bildirmeyen Cumhuriyet savcısının, olaydan bir gün sonra kolluk tarafından kendisine teslim edilen fezlekeyi soruşturma defterine kaydetmesinin, yapılan işlemlerin talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğini gösterdiği, bu anlamda yürütülen soruşturmada kanun koyucunun anılan düzenleme ile ulaşmak istediği amacın gerçekleştiği ve gelinen aşamada sözlü emirlerin yazılı hale getirilme şartına uyulmamasının sonuca etkili olmadığı kabul edilmelidir.”

şeklindeki açıklama nazara alındığında; suç tarihinde otel odalarında bulunan mağdureler ve tanıkların şifahi beyanlarından sonra otelde fuhuş yapıldığını tespit eden kolluk görevlilerinin nöbetçi Cumhuriyet Savcısından sözlü olarak aldığı talimatları bir gün sonra yazılı hale getirdiği dolayısıyla kolluk tarafından yapılan işlemler ile elde edilen delillerin hukuka uygun olduğu, olay tutanağı, mağdurların ve tanıkların beyanları ile tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçu işlediği ve hakkında hükme esas yeterli delil elde edildiği anlaşılmıştır.

Bu itibarla; Dairemizin 19/02/2019 gün ve 2017/1032 esas, 2019/3304 karar sayılı onama kararındaki gerekçeye göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden İTİRAZIN REDDİNE, 6352 sayılı Yasanın 99/3 maddesiyle 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen 3. fıkra hükmüne göre dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, 11/06/2019 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.


İlgili Makaleler

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Başa dön tuşu
Call Now Button
Open chat
Yardıma mı ihtiyacınız var?