Genel

Fotokopisi Sunulan Ancak Aslının Karşı Tarafta Olan Belgeyle İlgili İzlenecek Yöntem

Fotokopisi Sunulan Ancak Aslının Karşı Tarafta Olan Belgeyle İlgili İzlenecek Yöntem

Fotokopisi Sunulan Ancak Aslının Karşı Tarafta Olan Belgeyle İlgili İzlenecek YöntemYargıtay15. Hukuk Dairesi
Esas : 2016/6518Karar : 2017/1692Karar Tarihi : 13.4.2017
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekilleri ile davalı vekili geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli sebebiyle doğan alacağa dair yapılan takibe itiraz sebebiyle açılmış itirazın iptâli takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine dair olup, mahkemenin; davanın reddine dair kararı davacı vekili tarafından ve katılma yoluyla da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, …’da davalının yüklenici olarak yapımını üstlendiği otel inşaatında bir kısım işlerin taşeron olarak müvekkili tarafından yapılması için davalı ile aralarında sözleşme imzalandığını, işin yapılıp teslim edilmesine ve alacağa dair hakediş düzenlenmesine rağmen bakiye alacakların ödenmediğini, alacağın tahsili için 10. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2615 Esas sayılı dosyasında yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptâline, takibin devamına, %40’dan az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiş, davalı; davacı ile aralarında sözleşme ilişkisi bulunduğuna dair ellerinde herhangi bir kayıt bulunmadığını, dayanılan belgelerdeki imzaların yetkili temsilcilere ait olmadığını, dayanılan ödeme belgelerinin delil değeri olmadığını, sadece davacının yaptığı iş varsa bedelinin ödendiğini ortaya koyacağını belirterek davanın reddini savunmuş ve %40’dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiş, mahkemece; davacının imalâtların yapılıp teslim edildiği ve alacağa hak kazanıldığının ispat edilemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından ve katılma yoluyla da davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava sözleşme ve dava tarihine göre uygulanması gereken 818 Sayılı mülgâ BK’nın 355 vd. maddelerde düzenlenen ve konusu davalının dava dışı iş sahibine karşı yüklenici olarak yapımını üstlendiği otel inşaatının ince işlerinin taşeron olarak yapılması işi olan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan takibe itiraz sebebiyle İİK’nın 67. maddeye dayalı olarak açılmış itirazın iptâli davasıdır.
Taraflarca aslının karşı tarafta olduğu iddia edilen belge ile ilgili olarak; 6100 Sayılı HMK’nın 220/2. maddesinde “Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine dair yemin teklif edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Buradaki yemin, tarafın dayandığı yemin delili değildir. Belge lehine olan taraf yemin deliline dayanmış olmasa bile, dayanılan belgenin değerlendirilebilmesi için mahkemece; kanun hükmü gereği olarak, maddeye uygun biçimde yemine dair işlemlerin yaptırılması gerekir.
Belge altındaki imzanın yetkili temsilciye ait olmamasına rağmen bağlayıcı olup olmadığı yönünden; bir kimse bizzat kendisi tarafından yapılan sözleşme ve işlemlerle borç altına girebilir ise de kanuna uygun biçimde kendisi namına başkası tarafından yapılan sözleşme ve işlemler ile de borç altına girebilir. Bir kimsenin kendisi adına yapılan işlemlerle borç altına girebilmesi bakımından 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndaki hükümlerin gözetilmesi gerekir. Bunlar TBK 40 vd. maddelerde düzenlenen temsil hükümleri, 547. vd. maddelerde düzenlenen ticari temsilciye dair hükümler ve 551. maddede düzenlenen ticari vekillere dair hükümdür. Bu hükümlere göre kişi adına yapılan işlemlerle borç altına girebileceği gibi, alacağının tahsil edilmesi, borcu söndüren yazılı belge düzenlenmesi gibi borçla ilgili kendisi yönünden hukuki sonuç doğuran işlemlerin de gerçekleştirilmesi mümkündür. Bu hükümlere göre yapılan işlemlerin kendisi aleyhine sonuç doğurup doğurmadığı yönünden de sağlıklı inceleme ve değerlendirme yapılması gerekir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu kanıtlanmış olup, esasında mahkemece sözleşmenin varlığı kabul edilmiş ve bu husus davalı tarafça temyiz edilmediğinden meydana gelen usuli kazanılmış hak ile de sözleşmenin varlığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 
Uyuşmazlık, işin yapılıp yapılmadığı ve bedelinde toplanmaktadır. Davacının delilleri arasında bulunan 30.10.2009 tarihli taşeron hakediş raporunun fotokopisi davacı tarafından sunulmuş ve aslının davalı tarafta olduğu bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece HMK’nın 219 ve 220. maddeleri uyarınca işlem yapılıp, belge aslının sunulması halinde belge üzerinde durularak davalı adına imzalayan….isimli kişinin yetkili temsilci olup olmadığı, yetkili temsilci olmasa bile bu belgenin TBK’daki temsil, ticari temsilci ve ticari vekil hükümlerine göre davalıyı bağlayıcı nitelikte olup olmadığının araştırılıp değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1. bentte yazılı sebeplerle davalının tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 1.480,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz eden davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 13.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Makalemizi Oylar Mısınız? post

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Gönder
Yardıma mı ihtiyacınız var?
Merhabalar hukuki sorununuz hakkında nasıl yardımcı olabiliriz ?
Call Now Button