Erken Tahliye Halinde Kural Olarak Davalı Anahtar Teslim Tarihine Kadar Olan Kira Bedeli Ve Aidat Borcundan Sorumludur

Erken Tahliye Halinde Kural Olarak Davalı Anahtar Teslim Tarihine Kadar Olan Kira Bedeli Ve Aidat Borcundan Sorumludur

Erken Tahliye Halinde Kural Olarak Davalı Anahtar Teslim Tarihine Kadar Olan Kira Bedeli Ve Aidat Borcundan Sorumludur

Erken Tahliye Halinde Kural Olarak Davalı Anahtar Teslim Tarihine Kadar Olan Kira Bedeli Ve Aidat Borcundan SorumludurÖzet : Erken tahliye halinde kural olarak davalı anahtar teslim tarihine kadar olan kira bedeli ve aidat borcundan, anahtar teslim tarihinden sonra ise, TBK 325. maddesine göre, kiralananın aynı şartlarda kiralanabileceği makul süre kira bedelinden sorumludur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas : 2014/6614Karar : 2015/2459Karar Tarihi : 11.03.2015 


“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/01/2014
NUMARASI : 2013/373-2014/42
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacılar ve davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak, dosyada tebligat masraflarının bulunmadığı görüldüğünden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiraya veren tarafından açılan kiralananın erken tahliyesi nedeniyle tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde; Taraflar arasında 15.11.2011 başlangıç tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, ancak davalı şirket tarafından 2012 yılı 7. 8 ve 9. ay kiralarının ödenmemesi üzerine hakkında 21.09.2013 tarihinde takip başlatıldığını, davalının itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleşmesi üzerine Kadıköy 1. İHM nin 2012/700 E sayılı dosyasında temerrüt nedeniyle tahliye davası açıldığını, davalı şirketin dava devam ederken 14.11.2012 tarihinde taşınmazı tahliye ettiğini, davalının taşınmazın anahtarlarını 15.11.2012 tarihinde kargo ile davacıların adresine gönderdiğini, dava konusu taşınmaza ait anahtarların davacıların adresine kargo ile gönderilmesi ile teslim şartının usulüne uygun olarak gerçekleşmiş olmayacağını,  davalının taşınmazı davacıların bilgisi ve rızası dışında sözleşmeye aykırı ve tek taraflı olarak sözleşme süresi dolmadan taşınmazı tahliye ettiğini bu nedenle davalının sözleşme süresi sonuna kadar olan kira bedelinden sorumlu olduğunu, dava konusu taşınmazın yeniden kiraya verilebilmesi için 6,5 aylık süre geçtiğini, taşınmazı 01/06/2013 tarihine kadar kiraya veremediklerini bu nedenle 32.500 TL zarar ettiklerini belirterek 15.11.2012-01.06.2013 tarihleri arasındaki 6 ay 15 günlük kira bedeli tutarı olan toplam 32.500,00-TL tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevabında; davalının 2012 yılı 7. 8. 9. Ay kiralarını ödeyemediğini, hakkında takip yapıldığını ve 30 günlük sürede de ödeyemediğinden hakkında tahliye davası açıldığını, yaşanan olumsuzluklar nedeniyle davalının taşınmazı 14/11/2012 tarihinde hasarsız olarak  tahliye ettiğini, davacıların taşınmaza ait anahtarları teslim almamaları üzerine davalının taşınmaza ait anahtarları kargo ile davacılara gönderdiğini, anahtarın 16.11.2012 tarihinde davacılardan A.. K.. tarafından teslim alındığını, Kadıköy 1. İHM nin 2012/700-1163 EK sayılı dosyasında, taşınmaz dava açıldıktan sonra tahliye edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bizzat davacıların tahliye davası açarak tahliye talep ettiğini dolayısıyla kiralayanın tahliyesinin ve sözleşmenin feshinin tarafların mutabakatı  sonucu gerçekleştiğini, bu nedenle davacıların tazminat talebinin hukuki dayanaktan yoksun
olduğunu, davalının kira borcu bulunmadığını, davalının 10.000 TL depozito ödediğini ve davacılar tarafından iade edilmediğini, davalının ancak makul süre kira bedelinden sorumlu tutulabileceğini, 6,5 aylık sürenin makul süre olamayacağını, belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davaya konu edilen mecurun bulunduğu yer itibariyle 2 aylık süre içerisinde yeniden kiraya verilebileceği, iki aylık kira bedelinin de 10.000.00 TL olduğu dikkate alındığında, davalının da kira sözleşmesi yapılırken 10.000.00 TL depozito bedeli ödemesi nedeniyle depozito bedeli mahsup edilerek davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Davacı vekilinin kira alacağına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında imzalanan 15/11/2011 başlangıç tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar 8. maddesinde davalının 10.000 TL depozito bedeli ödediği hükmü yer almaktadır. Erken tahliye halinde kural olarak davalı anahtar teslim tarihine kadar olan kira bedeli ve aidat borcundan, anahtar teslim tarihinden sonra ise, TBK 325. maddesine göre, kiralananın aynı şartlarda kiralanabileceği makul süre kira bedelinden sorumludur. Davacının talebi taşınmazın tahliye edildiği 15/11/2012 tarihinden yeniden kiraya verildiği 01/06/2013 tarihine kadar geçen sürede işleyen 6 ay 15 günlük kira bedeline ilişkindir. Taşınmaz 16.11.2012 tarihinde tahliye edildiğine göre davalı, kiralanan taşınmazın aynı koşullar ile kiraya verilebileceği makul süre kira bedelinden sorumlu olacaktır. Bu süre bilirkişi raporuna göre iki ay olarak belirlenmiştir. Ayrıca davacı tarafından 21/12/2012 tarihinde yaptırılan tespit sonrası alınan bilirkişi raporunda mecurda hor kullanma sonucu oluşan hasar bedelinin 10.550 TL olduğu tespit edilmiştir. Mecurda hasar tespit edilmesine göre mahkemece makul süre kira bedelinden depozito bedelinin mahsup edilmesine ilişkin talep incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 11.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Makalemizi Oylar Mısınız?

Bu gönderiyi paylaş

WhatsApp
Avukata Soru Sor
Merhaba, daha fazla bilgi için, konusunda uzman avukat uygun bir ücret karşılığında size yardımcı olup yol haritanızı çizecektir.