Boşanmada Çocuğun Velayeti

Çocuk Aile Geçimsizlik Psikoloji Pedagog Velayet Nafaka Tazminat Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

Yazı İçeriği

Velayet kural olarak küçüğün, istisnai hallerde ise kısıtlının korunmasının sağlanması için onları ve malları üzerinde ana babanın sahip oldukları görevi ve hakların tümü şeklinde tanımlanmaktadır.

Velayet hakkı sadece anne ve babaya aittir, başkasına bırakılmayacak bir haktır.

Velayet hakkı, soy bağından kaynaklandığı için sadece ve sadece çocuklar üzerinde söz konusu olacaktır. Türk Medeni Kanunu Madde 335’e göre reşit olmayan çocuklar (bazen de ergin çocuklar) velayete tabidir.

Velayetin kullanılması konusunda anne ve baba birlikte olarak hareket edeceklerdir. Anlaşamamaları halinde çocuğun korunmasına ilişkin kurallar çerçevesinde sorun çözüme kavuşturulacaktır.

Türk Medeni Kanunu Madde 338 ’e göre , velayet sahibi anne babanın başkası ile evlenmesi halinde, eşler, ergin olmayan üvey çocuğuna da özen göstermekle yükümlü tutulmuşlardır. Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılması sebebi sayılabileceği gibi, velayete sahip anne babanın ihlali önlemedeki başarısızlığı velayet hakkının kaldırılması sebebi de sayılabilir.

Velayet, çocuğun ergin olması, velayetin hakkına sahip kişinin vefat etmesi, velayet hakkının kaldırılması, boşanma halinde velayet hakkının bırakılmaması durumlarında da sona erer.

Velayet, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olup Başkasına devri mümkün olmadığı gibi velayet hakkından feragat edilmesi de mümkün değildir. Velayet yasal nedenler olmadıkça anne ve babadan alınamaz.

Velayet hakkı, anne ve baba açısından sadece hak ve yetkileri değil ayrıca görevleri de içerdiği dikkate alınırsa, velayet hakkının esasen çocuğun yararına hizmet eden anne ve baba tarafından kendi çıkarlarına kullanılmayacak bir kurum olduğu sonucu çıkmaktadır.

Velayet Hakkı Kime Aittir

1.Çocuğun Anne – Babası Evli İse Velayet:

Çocuğun anne ve babası, çocuğun doğumu anında evli ise doğumla birlikte anne babanın velayet hakkı kendiliğinden kurulur.

Türk Medeni Kanunu Madde 336/1’e göre, evlilik devam ettiği sürece anne ve baba velayeti birlikte kullanacaklardır. Türk Medeni Kanunu Madde 336/2 ’ye göre, evliliğin devam etmesine karşın, ortak hayata son verilmişse velayet hakkı mahkemece eşlerden birine bırakılır.

2.Eşlerden Birinin Ölümü Halinde Velayet:

Çocuğun doğumu anında eşler evli ise, bu eşlerden birinin ölümü halinde velayet Türk Medeni Kanunu Madde 336/3’e göre sağ kalan eşe ait olacaktır.

Çocuğun doğumu anında eşler evli değil ise, velayet kendisinde olan tarafın ölümü halinde, sağ kalan taraf, velayeti alabilmek için mecburen mahkemeye başvurması gerekir.

3.Boşanma Halinde Velayet:

Evlilik boşanma ile sona ermesi halinde ise boşanma kararı ile velayetin kendisine bırakıldığı tarafa ait olur.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesine göre on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Çocuklara ilişkin hukukunun en temel ilkesi çocuğun yüksek yararı ilkesidir.

Çocuğun yüksek yararı belirlerken göz önüne alınacak husus, çocuk için iyi herhangi bir çözümü değil, en iyi olanı bulmaktır. Çocuk için en iyi olan, toplumdan topluma, o anki koşullara, her çocuğun kendi özel durumuna göre değişebilir. Çocuğun yüksek yararını tespit edecek kişi ya da kişiler, tüm bu faktörleri değerlendirmelidirler.

Çocuğun yüksek yararının tespiti, sadece tespit anındaki koşulların değil gelecekteki durumun da gözetilmesini gerektirir. Mesela mahkeme hâkimi, çocuğun velayetinin anne – babadan hangisine verileceğine ilişkin bir karar verirken, çocuğun yararını sadece çocuğun karar anındaki yaşı ile değerlendirmemeli, karar anından 4-5 yıl sonra da çocuk için iyi olacak çözümü düşünmelidir.

Hatta hâkim kararını verirken, çocuğun günün birinde yetişkin bir insan olarak geriye dönüp baktığında nasıl bir karar verilmiş olmasını dileyebileceğini de düşünmelidir.

Türk Medeni Kanunu Madde 182: “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.

Velayetin kendisine verilmeyen eş çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur.

Türk Medeni Kanunu Madde 183 “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.”

Çocukla ilgili tedbirler çocuğun reşit olmasına kadar devam eder. Bundan sonra durumunu çocuk kendisi tayin edecektir. Bu yaştan sonraki talepler genel nafaka hükümlerine tabi olacaktır.

Türk Medeni Kanunu Madde 182/2 göre; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle eğitim , sağlık, ahlak bakımından yararları ön planda tutulur. Bu eş şse , çocuğun bakımına ve eğitimine olan giderlerine geliri oranında katılmak ile mükelleftir.

Türk Medeni Kanunu Madde 183 göre de; Anne veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olayların zorunlu kılması halinde hâkim, kendiliğinde veya anne ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacaktır.

Çocuğun velayeti kime bırakılırsa velayet hakkı yalnız ona ait olacaktır. Diğer taraf velayet hakkını kaybeder.

    Hâkim çocuğun tevdiine karar verirken bu kararı çocuğun menfaatini gözeterek verecektir. Örneğin çok küçük çocuk geçimsizlikte kusurlu anaya bırakılabilir. Yargıtay 10 yaşındaki çocuğun idrak çağında olduğunu ve bu nedenle kendisine sorulmadan karar verilmesini bozma nedeni saymıştır. Velayet konusuna ana ve babanın anlaşması hâkimi bağlamaz, ancak hâkim kararını verirken tarafların anlaşmalarını da dikkate alır. Çocuğun menfaatine uygun görürse kararında bu çözümü kabul eder.

4.Boşanan Eşlerin Birbirleriyle Yeniden Evlenmesi Halinde Velayet Hakkı:

Boşanan eşlerin yeniden evlenmesi halinde velayet hakkı kendiliğinden anne ve babaya ait olur; boşanma halinde ise velayet anne ve babadan birine bırakılmayıp çocuğa vasi tayin edilmişse vesayet kararı kaldırılmadıkça anne ve baba velayet hakkına sahip olamaz.

5.Velayet Hakkı Sahibinin Başkasıyla Yeniden Evlenmesi Halinde Velayet Hakkı:

Türk Medeni Kanununun 349.m de kural olarak, velayet hakkına sahip anne veya babanın yeniden evlenmesini velayetin kaldırılması sebebi olarak kabul edilmemiştir. Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde Türk Medeni Kanunu Madde 183 uyarınca velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velayet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilecektir.

6.Çocuğun Ana Babası Evli Değilse Velayet Hakkı:

Çocuğun anne / babası, çocuğun doğumu anında evli değilse, velayet hakkı Türk Medeni Kanunu Madde 337/1’e göre, doğum ile birlikte kendiliğinden anaya aittir.

Türk Medeni Kanunu Madde 337/2’ye göre, doğum anında annenin küçük, kısıtlı veya ölmüş olması ya da ananın velayet hakkının doğumdan önce kaldırılmış olması halinde hâkim çocuğun menfaatine göre çocuğa vasi atayabileceği gibi velayeti babaya da bırakabilir.

Velayet Kendisine Bırakılmayan Anne ve Babanın Çocukla Kişisel İlişkisi:

Boşanma kararı ile hâkim kendiliğinden velayetin kendisine bırakılmadığı tarafla çocuğun kişisel ilişki kurabilmesini düzenlemelidir. Bu düzenlemeyi yaparken hâkim, aynı şehirde oturulup oturulmadığını göz önünde bulundurmak zorundadır. Aynı şehşrde olup olmama durumu görüş günlerinin tayininde önem arz eder.

—-Velayetin Değiştirilmesi

Türk Medeni Kanunun 183.maddesine göre, Anne veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hâkim, kendiliğinde veya anne / babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.

Yeni olayların ortaya çıkması halinde hâkim, kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine önceden alınmış olan önlemleri yeniden gözden geçirecek ve gerekirse, örneğin velayet hakkını o taraftan alıp diğer tarafa verecek, iştirak nafakasının miktarını azaltacak veya artıracak, kişisel ilişkileri yeniden düzenleyecektir.

Velayet kendisine verilmiş olan annenin çocuğuna kötü örnek oluşturacak ve ahlaken uygun görülmeyecek biçimde yaşamakta olduğunun anlaşılması, velayetin ondan alınarak babaya verilmesi için yeterli bir sebep olarak görülmektedir.

Mesela annenin bir çok hırsızlık olayına karışmış olması gibi.

Buna karşılık velayet kendisine bırakılmış olan annenin sadece başka biriyle evlenmiş olması velayetin ondan alınmasını gerektirmez.

Çocuğun kendisine bırakıldığı tarafın ölmesi durumunda velayet kendiliğinden diğer tarafa geçmeyecektir. Bu durumda hâkim, uygun görmesi halinde velayet hakkını diğer tarafa verebilir, uygun görmez ise çocuğa bir vasi tayin edecektir. Yine velayetin her iki taraftan kaldırılması halinde de çocuğa vasi atanır.

—-Velayetin Kaldırılması

Anne ve babanın velayet hakkının amacına uygun kullanılmaması halinde, çocuğun korunması için kanunun öngördüğü önlemlerin yeterli olmaması durumunda anne / babanın velayet hakkının kaldırılmasını ön görmüştür.

Mahkemenin velayet hakkının kaldırılması kararı verebilmesi için talepte bulunulmasının gerekli olmadığı, hakimin herhangi bir ilgilinin talebi bulunmasa bile velayetin kaldırılmasını gerektiren bir sebebin bulunduğunu öğrenirse kendiliğinden hareket ederek velayetin kaldırılmasına karar verebileceği ileri sürülmekteyse de Yargıtay aynı görüşte değildir.
Velayetin Kaldırılması davasında Aile Mahkemesi yetkilidir.

—-Velayetin Kaldırılmasının Şartları

Türk Medeni Kanun’un 348. maddesine göre, anne ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi, ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması ve benzeri durumlarda hâkim velayetin kaldırılmasına karar verebilir.

Belirtilen sebeplerin dışında, evlilik birliğinin temelinden sarsılması veya ana babanın kısıtlanması da velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmemesi sonucunu doğurabileceği için velayet görevinin kaldırılması sebebi olarak değerlendirilebilir.

Velayetin kaldırılması sebeplerine örnek olarak babanın çocuklara şiddet uygulaması, annenin ise çocuğun cinsel ve ruhsal bütünlüğünü korumaya ilişkin yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması vb.

—-Velayetin Kaldırılmasının Sonuçları

Velayetin kaldırılması davası genellikle çocuğun yakınları tarafından, velayet verilmeyen eşin ölümünden sonra, velayet kendisinde olan eşin yukarıdaki durumlara benzer şekilde velayet görevini yeteri ve gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle açılmaktadır. Velayetin kaldırılması davasında husumet, velayet hakkı bulunan anne ve babaya yöneltilmelidir.

Velayetin kaldırılması sebepleri gerçekleştiği takdirde, bu hak mahkeme kararıyla velayetin kaldırılması sebebini gerçekleştiren ana veya babadan ya da her ikisinden de kaldırılabilir.

Velayetin kaldırılması kararı, kural olarak, ana ve babanın mevcut ve doğacak bütün çocuklarını kapsar, ancak kararda aksinin belirtilmesi mümkündür.

Velayetin kaldırılması halinde çocuğa vasi atanır, çocuğun velayeti örneğin babaannesine bırakılmaz, velayetin kaldırılması ile velinin velayetten kaynaklanan hak ve yükümlülükleri sona erer; buna karşın ana ve babanın velayete bağlı olmayan çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama ve nafaka yükümlülükleri TMK 350/1-3 uyarınca devam eder.

Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır. Velayetin kaldırılması kararı ile, çocuğun malları ergin ise kendisine, ergin değilse vasiye veya kayyıma devredilecektir.

 

VELAYETİ KONU ALAN ÖRNEK YARGITAY KARARLARI

-Velayet Hakkı sadece Ana Babaya Ait Olduğu ve Evlat Edinme Hali Hariç Başka Bir Başkasına Bırakılamayacağı Hakkında

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2011/12018 K. 2011/22739 T. 19.12.2011
“Davacı M.T. tarafından davalı A.T’ye karşı açılan velayet davasında, 20.2.2000 tarihinde doğan küçük U.T.’nin velayetinin davalı babadan alınarak davacı babaanneye verilmesinin talep edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Türk Medeni Kanununun 335 vd. maddelerinde düzenlenen velayete ilişkin hükümler gereğince, velayetin anne ve/veya baba dışındaki kimselere verilmesinin mümkün olmadığı, gerekli görülen hallerde aynı Kanunun 404 ve devamı maddelerince vasi tayin edilebileceği öngörülmüştür.
Bu itibarla, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”

-Yasal Gerekçeye Dayanılmadıkça Velayet Hakkı Anne ve Babadan Alınamayacağı

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2010/8617 K. 2010/11819 T. 15.6.2010
“ Davalı anne eşi Ahmet’in 14.3.2007 tarihinde ölümü üzerine çocukları 1994 doğumlu Nazlıcan 1998 doğumlu Hümeyra ve 2001 doğumlu Zeynep’le birlikte davacı kayınpederi ile yaşamaya başlamıştır. Davalı anne kayınbiraderinin baskıları sonucu evi terk ederek emniyete sığınmış, emniyet tarafından Karşıyaka Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Nitekim kayınbirader Mehmet hakkında davalı anneyi tacizden dolayı Karşıyaka 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2008/519 esas sayılı davası ile dava açılmıştır. Benzer şekilde davalı anne 19.11.2008 tarihinde çocukların kendisine teslimi için İzmir 13. Aile Mahkemesi’nin 2008/62 değişik iş dosyası ile dava açmıştır. Açıklanan bu sebeplerle annenin çocuklara ilgi göstermediği veya yükümlülüklerini ağır biçimde savsakladığı söylenemez. Asıl olan velayettir. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. ( T.M.K. madde 335/1 ) Türk Medeni Kanunu’nun 348. madde koşulları oluşmamıştır. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

-Evlilik Birliği Devam Ettiği Sürece Velayet Hakkını Anne Babanın Birlikte Kullanacağı

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2011/1089 K. 2011/2144 T. 10.3.2011
“TMK. 335. maddesi uyarınca çocuk anne ve babasının velayeti altındadır. Bu yetki ve sorumluluk anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Yasal düzenleme bu şekilde bulunmasına rağmen kazaya sebebiyet veren davalı sürücü çocuk K.’in annesi davalı A. K. hakkındaki davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.”

-Velayet Hakkı Kendisine Bırakılan Tarafın Ölmesi Halinde Çocuğun Vesayeti İçin açılan Davanın Sağ Kalan Tarafa İhbar Edilmesi Gerektiği

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2009/2502 K. 2009/13043 T. 2.7.2009
“ Boşanma kararı sonucunda, velayet kendisine verilen anne 02.09.2008 tarihinde ölmüştür. Aslolan ergin olmayan küçüğün velayet altında bulunmasıdır. Babanın davanın kendisine ihbar edilmesi halinde velayetin kendine verilmesi konusunda Aile Mahkemesinde dava açmak hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle davaya katılmakta hukuki yararı vardır. Davanın babaya ihbarı ile velayetin kendisine verilmesi konusunda dava açması halinde, sonucu beklenilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.”

-Hâkimin Velayet Hakkında Karar Verirken Çocuğun Menfaatlerini Göz Önüne Alarak Hüküm Kuracağı

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2009/20536 K. 2010/21410 T. 20.12.2010
“Ana yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı da ispat edilmediği halde ana bakım, şefkatine muhtaç 01.09.2000 doğumlu Nazlı ile 04.05.2002 doğumlu Tolga’nın Türk Medeni Kanunu’nun 182. ve 336/2. maddeleri uyarınca babanın velayetine bırakılması usul ve kanuna aykırıdır.”

-Velayet Konusunda Karar Vermeden Önce İdrak Yeteneği Olan Çocuğa Sorulması Gerekeceği

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2009/19391 K. 2010/21455 T. 20.12.2010
“Müşterek çocuk 11.05.1999 doğumlu Esengül idrak çağındadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12.maddesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6.maddesi gereğince küçüğün velayet yönünden görüş ve düşüncesi alınmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.”

-Boşanan Eşlerin Birbiriyle Yeniden Evlenmesi Durumunda Velayetin Kendiliğinden Anne ve Babaya Ait Olacağı

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2011/11536 K. 2011/11972 T. 11.7.2011
“Çocuk ile baba arasında soybağı ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulur. ( T.M.K. madde 282/2-3 ) Evlilik dışında doğan çocuk ana ve babasının birbiriyle evlenmesi halinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olur. ( T.M.K. madde 292 ) Ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz.

-Çocuğun Kısıtlanmasını Gerektiren Durumların Varlığı Halinde Velayetin Anne / Babasından Birine Bırakılması Veya Vasi Atanması Yönünde Karara Varılması Gerektiği

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2010/15104 K. 2011/4651 T. 16.3.2011
“ Davacı R. Y. A. tarafından hasımsız olarak açılan davada, F. A.’den evlilik dışı olma çocuğu 1988 doğumlu D. Y.’ın özürlü olması nedeniyle vasi olarak atanmasına karar verilmesini istediği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 335. maddesinde yer alan, “Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır.

-Velayet Kendisine Bırakılmayan Ana-Babanın Çocukla Kişisel İlişki Kurması Konusunda Hüküm Kurarken Aynı Şehirde İkamet Edilip Edilmediğinin Dikkate Alınması Gerektiği

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2009/1211 K. 2010/2855
“Taraflar farklı şehirlerde oturmakta olup, davalı baba ile düzenlenen kişisel ilişki müşterek çocuğun yaşı gözetildiğinde yetersiz kalmaktadır.

Baba ile müşterek çocuk arasında babalık duygularını tatmin edecek ve yatılı kalacak şekilde ayın belirli haftalarında, yarıyıl ve yaz tatillerinde daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.”

-Yeni Olayların Varlığı Halinde Hakimin Resen veya Talep Üzerine Velayet Hakkının Değiştirilmesine Karar Verebileceği

YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ E. 2007/14840 K. 2007/15361
“ Tarafların boşanmalarına yönelik kararda ortak çocuk 1996 doğumlu Safiye Yılmaz’ın velayetinin davalı anneye verilerek hükmün 14.01.2002 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

-Velayet Hakkı Kendisine Bırakılan Tarafın Çocuğa Kötü Örnek Oluşturacak ve Ahlaken Uygun Görülmeyecek Biçimde Yaşaması Halinde Velayetin Kendisinden Alınacağı

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2008/5965 K. 2008/9325 T. 25.6.2008
“ Davalı ile eşi boşanmışlar, ortak çocuk 14.01.1999 doğumlu Yiğit’in velayeti boşanma kararı ile annesine verilmiş, bu karar 04.04.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Toplanan delillerden, boşanma ve velayete ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra davalı annenin, fiilen davacı ( dede ) yanında bulunan çocuğunu teslim almak için müteaddit defalar girişimlerde bulunduğu, ancak her defasında davacının engellemesi ile karşılaştığı anlaşılmaktadır.

Davalı annenin velayet görevini ifa edemeyeceğine ve çocuğuna karşı ilgisiz olduğuna ilişkin ciddi bir olgu ve delil getirilememiştir.

Ana yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı da ispat edilmediği halde, davanın reddi gerekirken velayetin anneden kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.

-Velayet Hakkı Kendisine Bırakılan Taraf Hakkında Birçok Ceza Davasının Olması ve Bunlardan Bazılarında Suçlu Bulunması Durumunda Velayetin Kendisinden Alınacağı

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2009/18266 K. 2010/21610 T. 21.12.2010
“Dosyaya sunulan ceza mahkemesi kararlarından davacı Sibel’in birçok hırsızlık olaylarına karıştığı ve bunların bazılarında da suçlu bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında ortak çocuklar 1999 doğumlu Ganime Sedef ile 2002 doğumlu Büşra’nın velayetlerinin davacıya verilmesi, çocukların sağlıklı gelişmelerini olumsuz etkileyebileceğinden, bu yön nazara alınarak velayetlerin davalı babaya verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde anneye verilmesi doğru olmamıştır.”

-Mahkemenin Velayetin Kaldırılması Hakkında Karar Karar Verebilmesi İçin Talep Edilmiş Olması Gerektiği Resen Hareket Edemeyeceği

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2010/2-356 K. 2010/389 T. 14.7.2010
“Dava, baba tarafından açılan tedbir dosyasındaki bilgilere dayanarak aile mahkemesince resen esasa kayıt yapılıp görülen velayetin kaldırılması isteğine ilişkindir.

Yerel Mahkemece, annenin velayet görevini kullanmasının şu aşamada sakıncalı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile anne üzerindeki velayetin kaldırılmasına ve belirlenen ruhsal durumu nedeniyle bu aşamada şahsi ilişki tesisine yer olmadığına, çocuğun babası …..nin velayeti altında bırakılmasına dair verilen karar, özel Dairece yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş, yerel mahkeme çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin alınabilmesi için mahkemece kendiliğinden de harekete geçilebileceği gerekçesi ile önceki kararında direnmiştir.

Velayetin kaldırılması Tük Medeni Kanunun 346.m de düzenlenen koruma önlemlerinden biri olmayıp ayrıca dava konusu yapılması gerekir.

Velayetin kaldırılmasına karar verilebilmesi için ya usulüne uygun harcı yatırılarak ya da kamu tarafından ihbar üzerine açılan bir dava olmalıdır.
Elde velayetin kaldırılması için ne usulüne uygun açılmış bir dava ne de kamu tarafından yapılan bir talep vardır.

Velayetin kaldırılması, çocukla şahsi ilişkinin engellenmesinden daha ağır ve ileriye yönelik sonuçları olan, yasada özel koşullara bağlanmış bir dava türüdür. Dava açılmaksızın, tedbir cümlesinden olmak üzere karara bağlanması olanaklı değildir.

Velayet konusunun kamu düzenine ilişkin olduğu hususunda bir kuşku bulunmamaktadır.

O halde, ortada usulüne uygun olarak açılmış velayetin kaldırılması davası bulunmadığından, annenin velayet hakkının tamamen ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

-Velayet Hakkı Kendisine Bırakılan Tarafın Çocuğun Ruhsal Bütünlüğünü Korumaya Yönelik Yükümlülüklerini Ağır Biçimde Savsaklamasının Velayetin Kaldırılmasına Sebep Olacağı

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2010/7251 K. 2010/20509 T. 7.12.2010
Davalılardan babanın çocuğa şiddet uyguladığı, annenin ise çocuğun cinsel ve ruhsal bütünlüğünü korumaya ilişkin yükümlülüklerini ağır biçimde savsakladığı, alınan koruma önlemlerinin de yetersiz kalacağı anlaşılmaktadır. O halde davanın kabulü ile ana ve babanın her ikisinden de velayetin kaldırılmasına  çocuk için davacı kurum tarafından vesayet davası açılmamışsa, çocuğa bir vasi atanması için durumun Sulh Mahkemesine ihbarı kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru bulunmamıştır.”

-Velayetin Kaldırılması Koşullarının Oluşmaması Durumunda Velayetin Kaldırılması Yerine Velayetin Değiştirilmesi

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/16695 K. 2007/17160
“ Anne ve babanın, deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi;

Anne ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklamaları halinde hakim velayet hakkını kaldırabilir. Toplanan deliller yukarıda açıklanan şekilde bir durumun varlığına yeterli olmayıp, velayetin değiştirilmesine yol açar.

Öyle ise kanun hükmünün uygulanmasında hata yapılması bozmayı gerektirir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden duruşma yapılmasını gerektirmez.

-Velayetin Kaldırılması Davasında Husumetin Velayet Hakkı Bulunan Anne Ve Babaya Yöneltilmesi Gerekeceği

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/16901 K. 2007/17658 T. 17.12.2007
“Velayet kamu düzenine ilişkin olup bu hususta ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur.

Davacı kurumun talebi velayetin kaldırılmasını da kapsamaktadır. Annenin vekilinin ve babanın yargılama sırasında duruşmaya katılmış olmaları onlara “taraf” sıfatını kazandırmaz. O halde davada husumetin velayet hakkına haiz olan anneye ve çocuğun babasına yöneltilmesi gösterdikleri takdirde deliller ile birlikte değerlendirilerek

Türk Medeni Kanununun 346, 347 ve 348.nci maddeleri de gözetilmek suretiyle ulaşılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”

-Çocuğun Velayeti Kaldırılması Halinde Velayetin Ana veya Baba Dışında Bir başka 3. Kişiye Bırakılamayacağı Vasi Atanması Gerektiği

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2007/18418 K. 2008/1676
Velayetin kaldırılması halinde çocuğa vasi atanır. Velayetin anneden kaldırılmasıyla davacı babaannenin velayetine verilmesi doğru değildir. Çocuğa vasi atanması için Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunması gerekir.

Gaziantep Boşanma İstatistikleri

Anlaşmalı Boşanma
Çekişmeli Boşanma

Boşanma Sonrası Velayetin Bırakılması Oranı

Anne
Baba
Uzman Arabulucu Avukat Abdulkadir AKILLAR Gaziantep Anlaşmalı, Çekişmeli Boşanma, Ceza, işçi, tazminat, idari dava, velayet, miras, tüketici avukatı

Avukat Abdulkadir AKILLAR, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine Türkiye derecesiyle girerek kısa sürede başarılı bir şekilde üniversite eğitimini tamamlamıştır. Gaziantep Barosuna kayıtlı olarak “Çukur Mahallesi Dr.Mecit Barlas Caddesi Suburcu İş merkezi Kat:2 No:6 Şahinbey / Gaziantep” adresinde Avukatlık Ve Hukuki Danışmanlık Hizmeti vermektedir.

Avukat Abdulkadir AKILLAR Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı Arabulucular Siciline Kayıtlı Uzman Arabulucu olarak da görev yapmaktadır. Arabuluculuk Vasfında

Banka ve Finans Hukuku, İnşaat Hukuku ile Enerji Hukuku Uzman Arabuluculuk kapsamında da çalışmaları devam etmektedir.

Arabuluculuk vasfı yanı sıra Aktüerya Uzmanlığı Hesap Bilirkişilik vasfı ve eğitimi de bulunmaktadır.

Özel çalışma ise Aile ve İş Hukukudur. Gaziantep ilinde özellikle Aile Hukuku ve İş Hukuku alanında ön plana çıkmış ve bu alanda gerek meslektaşları gerekse de vatandaşlar tarafından bilgisi ve deneyimi rağbet görmektedir.

Akıllar Hukuk Bürosunda kurucu ortak olarak Aile Hukuku, İş Hukuku alanlarında hizmet vermekte ofisin diğer ekibi ise  Ceza Hukuku, Ceza Muhakemesi Hukuku, Bilişim Suçları, İdare Hukuku, Fikri Haklar , Tüketici Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Miras Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, İcra Hukuku, Ticaret Hukuku, İdare Hukuku, Vergi Hukuku, KVKK, Trafik Hukuku, Sağlık Hukuku gibi diğer hukuk alanları da dahil branş branş ayırarak her branş için de alanında uzman bir avukatla çalışmanızı sağlayacak bir sistemle hukuk hayatına devam etmektedir.

En karakteristik özellikleri arasında azimli, iştiyaklı, sıkı takipçi oluşu ve her zaman ulaşılabilir olması yer almaktadır.

Müvekkillerine vermiş olduğu hukuki süreç hakkındaki detaylı bilgilendirmeler ve sürecin tüm olasılıkları ile ilgili aydınlatmalar ile başarılı sonuçlar kendisini memnuniyet oranı çok yüksek avukat seviyesine taşımıştır.

Toplumun genelini ilgilendiren birçok davada başarı yakalamış ve hatta NTV, TRT 1, Anadolu Haber Ajansı, Show TV, Milliyet, Hürriyet, Yeni Şafak, DHA, Haber 7 ve diğer TV Kanalları ve Haber Siteleri ve Genel/Yerel Gazetelerde bu davalar yayın konusu edilmiş ve kendisinden çeşitli tarih ve zamanlarda röportajlar alınmıştır.

İngilizce bilmektedir. Ayrıca Arapçası orta düzeyde olsa da tercüman eşliğinde Arap müvekkilleri ağırlamaktadır.

Düzenli olarak çeşitli yayın alanlarında makaleler yazmaktadır.

Avukat Abdulkadir Akıllar’dan hukuki hizmet almak istemeniz durumunda sitemizde belirtilen iletişim adreslerinden kendisini ya da ofisimizi arayabilirsiniz.

Başa dön tuşu
Call Now Button
Open chat
Yardıma mı ihtiyacınız var?